şiir

4/9/2008 -Kategori: TÜRKÜLER

EDİRNE TÜRKÜSÜ


Arda, Tunca, Meriç üç güzel kardeş
Var mıdır dünyada sizden güzel eş
İşte Kırkpınar'ım istersen güreş
Erlerin meydanı güzel Edirne

Adalı Halil'ler Koca Yusuf'lar
Kel Aliço'lar, Çolak Molla'lar
Kırkpınar'dan gelir yiğit naralar
Pehlivanlar destanı güzel Edirne

Davullar zurnalar dengi dengine
Çal be koca usta bak ahengine
Serhat boyundayız bu il Edirne
Şehitlerin kanı güzel Edirne

Dört narin minare Selimiye'dir
Sinan'dan Serhadde bir hediyedir
Beyazidler Muratlar hep külliyedir
Tarihtir dört yanı güzel Edirne

Saraylar sultanlar sinende yatar
Hanlarla çarşılar yüz yüze bakar
Köprüler Meriç'e kolyeler takar
Aşıkların canı güzel Edirne

Taştan köprülerin türkülerdedir
Ağalar, kızanlar Edirne'dedir
Edirne türkülerde gönüllerdedir
Türklüğün şanı güzel Edirne

Meriç mavi yeşil ne güzel akar
Selimiye buradan aynaya bakar
Yakar bu güzellik beni de yakar
Güller gülistanı güzel Edirne






BEYAZID SANSI

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DOSTLAR BENİ HATIRLASIN

4/9/2008 -Kategori: SİİLER

DOSTLAR BENİ HATIRLASIN


Ben giderim adım kalır 
Dostlar beni hatırlasın. 
Düğün olur bayram gelir 
Dostlar beni hatırlasın

 
Can kafeste durmaz uçar 
Dünya bir han, konan göçer 
Ay dolanır  yıllar geçer 
Dostlar beni hatırlasın

 
Can bedenden ayrılacak 
Tütmez baca  yanmaz ocak 
Selam olsun kucak kucak 
Dostlar beni hatırlasın 


Ne gelsemdi, ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın


Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın


Gün ikindi akşam olur 
Gör ki başa neler gelir 
Veysel gider adı kalır 
Dostlar beni hatırlasın  





Aşık Veysel ŞATIROĞLU

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ADA

4/9/2008

ADA

Bir zamanlar, bütün duyguların
üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve
tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu,
duygulara haber verilmiş.
Bunun üzerine hepsi,
adayı terketmek için
sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş.
Çünkü, mümkün olan en son ana
kadar beklemek istemiş.
Ada neredeyse battığı zaman,
Aşk, yardım istemeye karar vermiş.
Zenginlik,
çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş.
Aşk,
"Zenginlik, beni de yanına alır mısın?"
diye sormuş.
Zenginlik,
"Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın
ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki
Kibir'den yardım istemiş.
"Kibir, lütfen bana yardım et!"
"Sana yardım edemem Aşk.
Sırılsıklamsın
ve yelkenlimi mahvedebilirsin."
diye cevap vermiş Kibir.
Üzüntü yakınlardaymış
ve Aşk, yardım istemiş:
"Üzüntü, seninle geleyim..."
"Off, Aşk, o kadar üzgünüm ki,
yalnız kalmaya ihtiyacım var."
Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş
ama o kadar mutluymuş ki,
Aşk'ın çağrısını duymamış.
Aşk, birden bir ses duymuş:
"Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."
Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş.
Aşk o kadar şanslı ve
mutlu hissetmiş ki kendini
onu yanına alanın kim olduğunu
öğrenmeyi akıl edememiş.

Yeni bir kara parçasına vardıklarında,
Aşk'a yardım eden, yoluna devam etmiş.
Ona ne kadar borçlu olduğunu
farkeden Aşk, Bilgi'ye sormuş:
"Bana yardım eden kimdi?"
"O, Zaman'dı" diye cevap vermiş Bilgi.
"Zaman mı?
Neden bana yardım etti ki?"
diye sormuş Aşk.
Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar
büyük olduğunu anlayabilir..."

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DOSTLUK

4/9/2008 -Kategori: ÖYKÜLER

DOSTLUK

İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir
gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir
de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp
duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi
çocuğu bataklıktan çıkardı ve acili bir ölümden kurtardı. Ertesi gün
Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat
indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘‘Oğlumu
kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. yoksul ve
onurlu
Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan
çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.
Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir
anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer
karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
‘‘ Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim
gördü.
Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. Mari's Hospital
Tip Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adini penisilini bulan Sir
Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratin oğlu zatürreye
yakalandı. Onu ne mi kurtardı?

Penisilin!

Aristokratin adi: Lord Randolp Churchill.
Oglunun adi: Sir Winston Churchill.
Kurtaran doktor: Çiftçinin oglu Sir Alexander Fleming.

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığı nasıl olsa gelecektir.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SPOR

4/9/2008

fenerbahçemiz bu sezon güzel transferler yaptı özellik D.Guiza ya çok ilgi gösterilde fenerbahçemize 2008 2009 sezonları arasında başarılar diler ve şampiyonlar liginde olmazsa uefa başıralırın görmeyi dileriz spor haberlerine bakmak isterseniz size şu linkleri verbilirim www.fotospor.com , www.fotomac.com , www.fotogol.com ve www.fanatik.com sitelrinde 4 büyüklerimizin en son transferlerini görebilir  size yardımcı olabildiysem ne mutlu bana SAYGILARIMLA http://muhammedaliergin.blogcu.com YÖNETİMİ...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

muhammedaliergin.blogcu.com HOŞ GEDİNİZ...

bu blog eğlence blogcudur

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro